8 Ocak 2011 Cumartesi

Dünyanın en tehlikeli toprakları



Dünya üzerinde Afganistan’ın vadilerinden Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin balta girmemiş ormanlarına ve Keşmir sokaklarına kadar birçok yerde savaşlar yaşanıyor. Uluslararası Kriz Grubu, 2011 yılının en tehlikeli 16 çatışmasını belirledi.

Fildişi Sahilleri

Fildişi Sahilleri, 2011’de çok kötü günler geçirebilir. En kötü senaryoda Laurent Gbagbo iktidarda kalacak ve iki tarafın destekçileri arasındaki silahlı çatışmalar bir iç savaşa dönecek. En iyi senaryoda ise Gbagbo, uluslararası kamuoyunun baskılarına teslim olarak geri çekilecek. Ancak bu noktadan sonra işlerin nasıl düzeleceği belli değil. Uluslararası kamuoyu şimdiden baskısını artırdı. Birleşmiş Milletler de Gbagbo’nun en kısa zamanda ayrılın çağrılarına karşın ülkedeki barış gücünün görev süresini uzattı.


Fildişi Sahilleri’nin 2011’de daha kötüye gitmesi muhtemel. Gbagbo ve rakibi Alassane Ouattara’nın destekçileri çok ağır silahlanmış durumda ve uzun vadeli savaşa hazır görünüyor.


Kolombiya

İlk bakışta Kolombiya’nın 2011’deki tablosu aydınlık görünüyor. Ülkenin yeni devlet başkanı, Juan Manuel Santos gündeme getirdiği cesur reform teklifleriyle geçmişte kendisini eleştirenleri şaşırttı. Ancak bütün bunlar iyi haber demek değil. Son yıllarda yaşanan bir dizi stratejik kayba karşın ülkedeki solcu gerillalar Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri’nin (FARC) hala 8 bin silahlı askeri ve muhtemelen iki katı sayıda da destekçisi bulunuyor. Bu arada uyuşturucu piyasasını kontrol altına almak için yeni yasaşdığı silahlı gruplar da ortaya çıktı.


Kolombiya

Eğer bu silahlı gruplar kontrol arlına alınmazsa, Kolombiya uyuşturucu ticaretine ve uyuşturucu parasıyla beslenen militan örgütlere karşı yıllardır sürdürdüğü mücadelede geri adım atmak zorunda kalabilir. Böyle bir senaryonun sonucunda FARC tüm gücüyle geri dönecek ve en çok zarar gören siviller olacaktır. Ancak önümüzdeki aylarda bunun tam tersi bir senaryo yaşanması da mümkün. Santos’un Venezüella ve Ekvador’la yaptığı sınır güvenliği anlaşmalarının yarattığı baskı sonucu FARC hükümetle silahsızlanma ve yeniden entegrasyon görüşmelerine başlamayı kabul edebilir.


Zimbabwe

2011’de gözünüzü Zimbabwe’den ayırmayın. Devlet Başkanı Robert Mugabe ve muhalefet lideri Başbakan Morgan Tsvangirai’nin oluşturduğu “birlik” hükümeti gün geçtikçe bu sıfatı daha az hak edecek. Önümüzdeki yılın en kritik noktası da seçimler olacak. İki lider de seçim istiyor, ancak Zimbabwelilerin neye oy vermesi gerektiği konusunda anlaşamıyor.


Bu yıl sonbaharda Mugabe birlik hükümetinin 2011’de sona ermesini istediğini ve önümüzdeki yılın ortalarında genel seçimler yapılmasını istediğini söyledi. Tsvangirai ise 2011 seçimlerinde yeni bir anayasa kabul edilmesini istiyor. Bu seçim tartışması ikili arasındaki ateşkesi bitme noktasına taşıdı. Bölgesel ve uluslararası arabulucular bir uzlaşma sağlamaz ve Mugabe’ye kurallara uyması yönünde baskı uygulamazsa, seçim döneminde şiddet olayları yaşanması muhtemel.


Irak

Irak, intihar bombalarıyla günde 20-25 Iraklının öldüğü 2007 yılından bu yana çok ilerleme kaydetti. Ancak hala düze çıkabilmiş de değil. Son dönemde ülkedeki en büyük tehdit militanlar değil, siyaset. Dokuz aydan sonra kurulan yeni hükümet zayıf ve kurumsal açıdan eksik. Bürokrasi kırılgan, güvenlik güçleri de ABD’nin eğitim, lojistik ve istihbarat desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu arada ülkedeki azınlıklardan geri dönen mültecilere kadar canı yanmış binlerce insan Irak’ta yeni düzene ayak uydurmaya çalışıyor. Sadece KasıM’da yaklaşık 300 Iraklı mezhep çatışmalarında hayatını kaybetti.


Irak’ın komşuları, özellikle İran ülkedeki siyasi karmaşadan faydalanmak isteyebilir. Dahası ABD’li askerlerin çekilmesiyle güvenlik ağının ortadan kalkması da ülkeyi çatışmaya sürükleyebilir. Ancak bu gidişat kaçınılmaz değil. Hatta Irak’ın sorunlu sistemini yürütmeye devam etmesi ve vatandaşlarına yeterince güvenlik sağlaması da kuvvetle muhtemel


Venezüella

Önümüzdeki 12 ay boyunca, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in 21’inci yüzyıl sosyalizmini aşırılara çekmesi söz konusu. Eylül ayında parlamentodaki çoğunluğunu kaybeden Chavez, o günden beri hükümeti etkisiz kılmak için elinden geleni yapıyor.


Ancak bu esnada ülkedeki ekonomik, sosyal ve güvenlikle alakalı sorunlar zirveye çıkmış durumda. Özellikle şehirlerde şiddet olayları patladı, 28 milyonluk ülkede sadece 2009 yılında 19 bin cinayet işlendi. Son yıllarda ülke önemli bir uyuşturucu kaçakçılığı koridoruna dönüştü. Devlet güvenlik güçlerinin bile suç faaliyetlerinde pay sahibi olduğu söyleniyor. Bu arada Chavez de tansiyonu düşürmekten çok yükseltmeyi yeğliyor.


Sudan

Sudan’ın 2011’de neler yaşayacağı yılın başlarında, 9 Ocak’ta yapılacak referandumda belli olacak ve muhtemelen güney bağımsızlığını ilan edecek. Ülkede 20 yıl süren savaş 2005’te Kapsamlı Barış Anlaşması’nın imzalanmasıyla sona erdi. Ancak anlaşmanın son dönemlerine girmesiyle bu kırılgan barış da büyük bir sınavdan geçecek.


Eğer işler iyi giderse Ocak’taki referandum sakin geçecek, ve Hartum hükümeti sonuçlara saygı gösterecek. Bu da referandum sonrası süreçteki ayarlamaların başarıyla sonlandırılması için uygun bir zemin oluşturacak. Ancak oylama başarısız olursa, kuzey-güney çatışmasının yeniden doğuşunu ve Darfur’daki şiddetin yeniden alevlenmesini izleyebiliriz. Son olarak birçokları tarafından başarısız olmasına şimdiden kesin gözüyle bakılan Güney Sudan’ın kurulması meselesi var.


Meksika

Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderón’un ülkedeki uyuşturucu baronlarına savaş açmasının üzerinden dört yıl geçti. Bu süre içinde 30 bin kişi bu çatışmanın kurbanı oldu. Bugün Ciudad Juarez dünyanın en ölümcül şehirlerinden biri. Son 12 ayda şiddet, bir zamanlar uyuşturucudan uzak kalacağına kesin gözüyle bakılan ekonomik ve kültürel merkezlere de bulaştı. Kısacası ABD’den gelen yıllık 400 milyon dolarlık yardım paketlerine rapmen, Meksika hükümetinin bu savaşı kazanıp kazanamayacağı belli değil.


Özellikle 2010’da Calderón narko-savaşı yürütme biçimi dolayısıyla çok eleştirildi. Birçokları için hayat bu baskı rejiminin başlamasından sonra daha bile kötüye gitti. Dört yılda ölen Meksikalıların sayısı, Afganistan’da tüm savaş boyunca ölen ABD’lilerin sayısının 20 katı. Basın üzerinde de kendini sansürleme baskısı artıyor. “Kazanmak” Meksika ordusu ve polisi için çok zor bir kelime. Suçluların mahkeme önüne çıkarılması için yargı sisteminin de güçlendirilmesi gerekiyor. Meksika’nın mücadelesinde kuzey komşu ABD’ye çok işler düşüyor.


Guatemala

Meksika’nın uyuşturucu savaşı Latin Amerika’nın geneline şok dalgaları gönderiyor. Meksika devletinin baskısı altında daha sığınacak limanlar arayan birçok kartel bu limanı Guatemala’da buluyor. Guatemala devleti zayıf, kurumlar kırılgan.


En kötü senaryoda, 2011’de Guatemala bu kartellerin arasındaki “çöplük savaşı”na sahne olacak. Şimdiye kadar Guatemala’nın uyuşturucuyla savaşındaki en büyük müttefiki ICIG’nin yetki süresi 2011’de sona ediyor. Birimin en parlak savcısı da siyasetçilerin, çalışmalarına engel olduğunu söyleyerek yakın zamanda istifa etti. Ağustos’ta ise devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. Ancak anketler ulusun kutuplaştığını, 20 kadar aday olduğunu ve hiçbirinin kayda değer bir üstünlük sağlayamadığını gösteriyor.


Haiti

2010 yılındaHaiti doğal afetler yüzünden zor günler geçirdi, ancak 2011’de asıl sorun kaynağı siyaset olacak. Batı Yarımküre’nin en fakir ülkesinde 28 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinin sonuçları Ocak’ta yapılacak ikinci tura kadar belli olmayacak, ancak şimdiden bazı adayların ikinci tura girmesinin engellendiğiyle ilgili protestolar başladı. Şimdiye kadar sokaklarda en az 10–15 civarında kişi hayatını kaybetti.


Haiti zaten sosyal açıdan yıkımın eşiğine gelmişti. Bugün başken Port-au-Prince’te 1 milyondan fazla Haitili evsiz kalmış durumda. Depremin binalarını yerle bir ettiği hükümetin hizmet ya da güvenlik sağlama şansı yok. Uluslararası yardım grupları ve BM barış gücü de boşlukları sadece sınırlı bir zaman için doldurabilir. Dahası verilen sözlere karşın uluslararası yardımlar da gelmekte gecikiyor. Bu durum önümüzdeki yıl yeni hükümet nihayet göreve gelirse büyük sıkıntı yaratacak.


Tacikistan

Yoksulluğun kol gezdiği, açgözlü liderlerin yönettiği Tacikistan, gerillaların son gözde mekanlarından biri olabilir. Yıllarca Taliban’ın safında çalışan eski Sovyet ülkesi Müslüman devletlerden gelen Orta Asyalı militanlar, artık ülkelerine dönmek yerine bölgenin yolsuzluğa batmış liderleriyle uzlaşmayı seçebilir. 1992’den bu yana eski Sovyet dönemi diktatörlerden Emomali Rahmon’un yönetiminde olan ülke, yolsuzluk batağından çıkamıyor.

Wikileaks’in sızdırdığı ABD büyükelçiliklerine ait kriptolardan birinde, “Devlet Başkanı’ndan sokaktaki polise kadar herkesin yolsuzluk batağına saplanmış olduğu” belirtiliyor. 2011 yılında, hükümetin ülkenin tüm kesimlerini iyice militanların nüfuzu altına sokmasıyla Tacikistan’ın demokrasiden daha da uzaklaşması kaçınılmaz gibi. Afganistan’daki militanlar ortadan kaldırılsa bile, Tacikistan hükümetinin demokrasi adına olumlu bir şey yapması beklenmiyor. Kriptolardan biri bunu güzelce özetlemiş: “Hükümet politik reform sürecini devam ettirme isteğinde değil.”


Pakistan

Pakistan, çökme noktasına gelmediği bir yıl geçirmedi desek yanlış olmaz. 2011’in de geçmiş yıllardan farklı olması beklenmiyor. İnsani yardıma ihtiyaç duyan 10 milyon insanın bulunduğu ülkede, militan örgütlerin tehditleri devam ederken, hükümet siyasi istikrarsızlığa son veremiyor. 2010, Afganistan savaşı başladığından beri en fazla terör saldırısının yaşandığı yıl oldu.


Pakistan

2011’de şiddet olaylarının tekrar artması bekleniyor. İnsani yardım programında ve ulusal güvenlik politikasında sivil iradenin sağlanması ülke adına bir umut olabilir. Ancak hükümet ile yargı sistemi arasında yaşanan çatışmalar demokrasi çabalarına daha fazla zarar verebilir ve kırılma noktasındaki ülkeye büyük zararlar getirebilir.